www.sarkpostasi.com

İstanbul’da Kürt Oyları

0
31 Mart 2019 Yerel Seçimlerine sayılı aylar kala seçime girecek partiler arasında yapılacak işbirliği ve ittifaklar kendini göstermeye başladı.

 

Milliyetçi Hareket Partisi – MHP Lideri Devlet Bahçeli, son 1 haftada yaptığı açıklama ve buluşmalarıyla, bundan 5 yıl önce yapılan yerel seçimlerde durduğu yerin tam tersi yönünde durarak, partisinin, iktidarın resmi sahibi AKP’nin yedek lastiği olduğunu dosta ve düşmana karşı bir kez daha ilan etti.

 

E vatan, millet, sakarya durumu söz konusuyken, yerel seçimin lafı mı olurmuş! Varsın İstanbul, Ankara, İzmir Cumhur ortağı AKP’ye feda olsun!

 

Bu Bahçeli ilginç bir adam. Sabahattin Önkibar’ın Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan Devlet Bahçeli ve Ülkücüler Hakkında Her Şey Kitabı’nda MHP’nin kurucu Lideri Alparslan Türkeş’in doktoru Selim Kaptanoğlu’nu Bahçeli konusunda uyardığı da anlatılıyor. Türkeş; dava arkadaşı, ülküdaşı ve doktoru Vanlı Kaptanoğlu’na “Bunun yanında (Devlet Bahçeli) konuşurken dikkatli olun. Bu adam MİT tarafından içimize yerleştirilen bir ajan diye uyarıda bulunuyor. Kaptanoğlu da haklı olarak, Türkeş’e “Madem MİT Ajanı neden içimizde barındırıyoruz?” diye sorunca, eski kurt, özetle “Hiç değilse bunu biliyoruz. Bunu ifşa eder, bilmediğimiz biri gelirse, o zaman işimiz yaş olur!” diye cevap veriyor.

 

Kitap şuanda elimde olmadığından dolayı mealen anlatmayı tercih ettim. Özetle Türkeş, Bahçeli’nin MİT Ajanı olduğunu biliyor ve bu konuda sırdaşı Kaptanoğlu’nu uyarmayı ihmal etmiyor.

 

Türkeş’in yakın çevresini uyardığı Bahçeli, 18 Nisan 1999 Genel ve Yerel Seçimlerinde partisi MHP’yi aldığı yüzde 18 oyla 2’nci yapmış ve ANASOL – M’ye (ANAP – DSP- MHP Koalisyon Hükümeti) 2’nci büyük ortak olmuştu.

 

17 Ağustos Marmara Depremi ve peş peşe gelen ekonomik krizler ANASOL – M Hükümeti’nin epey altını oymuştu. Koalisyonun büyük ortağı olan Demokratik Sol Parti – DSP Lideri merhum Başbakan Bülent Ecevit, çareyi ABD’den getirdiği Kemal Derviş’de bulmuştu.

 

Derviş aşısı tutmuş, piyasalara güven gelmiş, halk azda olsa nefes almaya başlamıştı.

 

Tek sorun Ecevit’in sağlıydı. İşte ne olduysa işlerin tam yoluna girdiği sırada oldu. Bahçeli, normalde 2004’te yapılması gereken seçimler için işaret fişeğini çekmiş ve 3 Kasım 2002 tarihini hedef göstermişti.

 

Seçim sonuçları iktidar ortakları için tam bir yıkım oldu. DSP yüzde 1.2 oy alarak, hala varlığını sürdürmeye çalışırken, koalisyonun küçük ortağı Mesut Yılmaz Liderliğindeki ANAP, aldığı yüzde 5 oyla tüm suni teneffüs çabalarına rağmen tarih olmaktan kurtulamadı. Bahçeli’nin partisi MHP ise aldığı yüzde 8.3 oyla kör – topal halde bugünlere geldi.

 

Ecevit, 3 Kasım 2002 Genel Seçim Sonuçları değerlendirirken, “Adeta kendi kendimize intihar ettik” demek zorunda kaldı

 

Merak ettiğim şu: Ecevit’e bu sözü söyleten Bahçeli bakalım filmin sonunda Erdoğan’a hangi sözü söyletecek?

 

İşin diğer bir boyutu ise şu: Erdoğan’ın kaderi her ne kadar Bahçeli’nin elinde ise de bir o kadar da Kürtlerin elinde.

 

Kürtler eğer blok halinde büyükşehirlerde AKP’ye oy vermezlerse, AKP için sonun başlangıcı olur.

 

AKP de bunun farkında olacak ki, bir yandan Bahçeli’yle cilveleşirken, bir yandan da Kürtlere göz kırpmayı ihmal etmiyor.

 

Bakın geçen günlerde Hürriyet Gazetesi’nde Nuray Babacan imzalı bir kulis – haber yayımlandı. “AK Parti’den Kürt Seçmen Analizi” başlıklı haber yer aldı

 

AKP kaynaklarına dayandırılan haberde Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul’da seçmenlerin yüzde 26’sının Kürt olduğu bilgisi var. Haberde yer alan bilgiye göre Bu yüzde 26’lık dilimin 13’ü AKP’ye, 11’i HDP’ye, 2’si ise CHP’ye oy veriyor. Bilenler bilir, bilmeyenler ise bilenlerden öğrenebilir. Bugün en büyük Kürt kenti ne Diyarbakır, ne Van, ne Erbil, ne de Süleymaniye. En büyük Kürt kenti İstanbul… Erdoğan da AKP de iyi biliyor ki, İstanbul’da Kürtlerin oyu olmadan kazanmaları mümkün değil.

 

Tabi burada en büyük görev ana muhalefet partisine düşüyor. CHP, İYİ Parti ve SP ile yaptığı işbirliğine İstanbul özelinde HDP’yi de dahil ederse, İstanbul’u kazanmamaları işten bile değil. Millet İttifakı’nın İstanbul’da Kürtlerin yoğun olduğu 2 ilçede HDP’nin göstereceği adayı desteklemesi değil İstanbul, Türkiye’de siyasetin seyrini değiştirir.

 

AKP’nin İstanbul’u kaybetmesi Türkiye siyasetinde domino etkisi yapar. Tüm taşlar yerinden oynar. Dini siyasete alet edenler en az 50 yıl, bir daha iktidar yüzü göremezler. İstanbul’u kaybeden iktidar, topal ördek durumuna düşer. Bürokrasiye iş yaptırmaları güçleşir. Yargıda eskisi gibi keyfi uygulamalar son bulmasa da, azalır. Herkes pozisyonunu yeniden gözden geçirir. Kan kaybının önüne kimse geçemez. Direksiyon hakimiyetini kaybeden iktidar eli mahkum erken seçime gitmek zorunda kalır. Hiç kuşkunuz olmasın hızla irtifa kaybeden iktidara en büyük golü MHP Lideri Devlet Bahçeli atar. MHP eliyle hızla girdaba çekilen AKP ya boğulur ya da komaya kaldırılır. AKP için boğulmak, komaya kaldırılmaktan daha hayırlı olur.