www.sarkpostasi.com

ABD,Ve Türkiye’nin Suriye Ve Kürtlere İlişkin Hedefleri Farklı

Kıdemli Siyaset uzmanları Jessica Michek ve Nicholas Danforth, ABD ve Türkiye’nin Suriye ve Kürtler’e yönelik ilişkilerin seyrine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu.

0

Suriye’nin kuzeyinde Fırat’ın doğusu olarak adlandırılan bölgede ağırlığını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (DSG) kontrolündeki bölgelere operasyon ihtimalini Türkiye’nin gündemde tutması ABD ile bir süredir gergin seyreden ilişkileri daha da karmaşık hale getirmeye devam ediyor.

Bölgedeki güç dengelerini, Türkiye ve Suriye’deki Kürtlerin siyasal ve askeri varlığını artırmasını Artı Gerçek’e değerlendiren dış politika uzmanları, Türkiye ve ABD’nin Suriye’deki farklı hedeflerine dikkat çekerken, Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen Amerika açısından IŞİD’le mücadele için en etkili ortağın hala YPG olduğuna dikkat çekiliyor.

Washington Merkezli Partilerüstü Politika Merkezi (BPC) Ulusal Güvenlik Bölümü Kıdemli Siyaset uzmanları Jessica Michek ve Nicholas Danforth, ABD ve Türkiye’nin Suriye ve Kürtler’e yönelik ilişkilerin seyrine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu.

-Türkiye ve ABD’nin uzun yıllara dayanan ilişkisi Trump döneminde nasıl bir değişim içinde siz bu ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Jessica Michek: İki NATO müttefiki ülke olan Türkiye ve ABD arasında Ortadoğu özelinde ayrılık konuları çok. En önemlileri ise ABD’nin, IŞİD ile mücadelede birlikte hareket ettiği YPG’ye olan desteğini sürdürmesi ve Türkiye’nin S-400 savunma sistemini Rusya’dan alacağını açıklanması.

Bu en belirgin iki temel ayrılık konusu çözülmediği sürece, Rahip Brunson’un serbest kalması ile başlayan, yatırımların hafifletilmesiyle devam eden olumlu sürecin kısa ömürlü olacağı kanısındayım.

-İki ülkenin ilişkilerinin aslında Obama döneminden bu yana tatmin edici düzeyde olmadığı görüşüne katılıyor musunuz?

“ABD VE TÜRKİYE’NİN BÖLGEYE İLİŞKİN HEDEFLERİ FARKLI”

JM: Türkiye ve ABD arasında uzun yıllara dayanan ilişkiye rağmen Obama yönetimi döneminde patlak veren ve hale devam eden Suriye iç savaşı iki ülkenin bölgeye ilişkin hedeflerinin farklı olduğunu ortaya çıkması açısından önemlidir.

Bölgeye ilişkin iki ülkenin farklı hedefleri zaman içinde daha da derinleşmiştir. 2016 yılında Trump Yönetimin başa gelmesi ile Türkiye açısından, Obama döneminde Suriye politikasında yaşanan ayrılıkların aşılacağı ve iki ülkenin daha yakın hala geleceği beklentisi ortaya çıktı; ancak Gülen ve iade süreci bu durumu sekteye uğratan gelişmeler yeniden ilişkilere olumsuz yansıdı denilebilir.

-Son olarak Rahip Brunson krizi patlak verdi.  ‘Brunson serbest kriz bitti’ diyebilir miyiz?

JM: Rahip Brunson’un serbest kalmasına kadar devam eden süreç sıkıntılı oldu. Brunson serbest bırakıldı, ancak sorunlar devam etti. Mesela, gelecek aylarda, F-35 savaş jeti programının yeniden ABD Meclisinde tartışılması söz konusu.

Bunun yanı sıra Washington, Türkiye’de tutuklu bulunan NASA çalışanı Serkan Gölge ve ABD konsolosluğu çalışanlarının durumunu da gündeme getirilebilir.  Bu anlamda yeni dönemde bu mevcut durumların ilişkilere nasıl yansıyacağını beklemek gerek.

“ABD, TÜRKİYE’NİN YPG’YE İLİŞKİN TAVRININ DEĞİŞMESİNİ UMUYOR”

-Trump Yönetiminin Ortadoğu’da IŞİD ile mücadeleyi en öncelikli hedef olarak belirlediği görüşüne katılıyor musunuz? Türkiye’nin bu anlamda YPG ile ortaklığa ciddi itirazları var oysa ki…

JM:  Amerika açısından bakıldığı zaman kuşkusuz ki Obama yönetiminden bu yana IŞİD’le mücadele stratejik hedef ve bunun gerçekleştirilmesi için en etkili ortak hala YPG. Bu durum Türkiye’den gelen tüm itirazlara rağmen değişmiş değil.

IŞİD’e karşı Washington bu stratejiyi seçtikten sonra bu durumu Türkiye’nin de kabul etmesini sağlamaya çalıştı. ABD’nin yakın zamanda 3 PKK’li yöneticinin yakalanması için ödül konulduğuna ilişkin haberler bu açıdan değerlendirilmeli. Washington bu girişim ile Türkiye’nin YPG’yi kabulüne ilişkin tavrında bir yumuşama sonucu almayı istemiş olabilir.

“MINBİÇ’E HAREKET İDDİASI BİLE RAHATSIZ EDİCİ”

-Türkiye’nin Mınbiç’e harekat yapabiliriz şeklinde açıklamaları var. Olması durumunda sizce buna ABD’nin tepkisi ne olur?

Nicholas Danforth: Ben hiç kimsenin Türkiye ve ABD’nin Mınbiç üzerinden bir savaşa gireceğini beklediğini düşünmüyorum. Ama bunu söylemeye mecbur olmamız bile rahatsız edici bir durum. Amerikalı bir askerin bölgedeki çatışmalarda öldürülmesi kaza ile bile olsa ya da Türkiye’nin gerçekten söylediği gibi olası bir saldırısı kuşkusuz; Washington’un ciddi anlamda tepki vermesine neden olacaktır. Bu geçen yaz Brunson olayına verilen tepkiden çok daha kötü sert olacaktır

“PKK İLE BARIŞ MÜZAKELERİ MEMNUNİYET İLE KARŞILANIR”

-Kürtlerin Suriye savaşı ile bölgede siyasal ve askeri anlamda söz sahibi hale gelmesine Türkiye’nin sıcak bakmadığı sır değil. ABB-Türkiye ve bölgedeki Kürtler için ortak bir zemin mümkün mü?

ND: Suriye iç savaşı sonrası Suriye’deki Kürt kuvvetleri IŞİD ile mücadele kapsamında ABD ile karşılıklı bir ortaklık gerçekleştirdi. Kürtlerin Suriye’deki durumu başından beri Türkiye açısından bir sorun olarak kabul ediliyor. Bu durum Türkiye’nin ABD ile olan ilişkisine ülke içindeki Kürtler ile olan ilişkisine de yansıdı.

Bölgenin kaderini belirleyen önemli aktörler memnun edecek ortak bir zeminin oluşup oluşmayacağı ilişkilerin gelecekte nasıl çekileceğini ile netleşecektir kuşkusuz. Ancak Washington’daki herkes Türkiye’nin PKK ile barış müzakelerine yeniden başlaması durumunda ciddi memnuniyet duyacaktır. Şu sırada ABD ve Türkiye’de yani her iki tarafta da bunun gerçekleşebileceğine ilişkin herhangi bir kaldıraç olmadığı görüşü var. Hem de Türkiye’deki mevcut politik iklimde bunun pek de mümkün olduğunu düşünmüyorum.

-Türkiye kamuoyunda ABD’nin Ortadoğu politikası eleştirilerek; YPG’nin IŞİD ile mücadelede etkin yardımına rağmen ABD’nin Türkiye ile ortaklığını YPG için riske atmayacağı yorumuna siz katılıyor musunuz?

ND: Amerika her fırsatta YPG ile IŞİD’e karşı ortak mücadelesine rağmen Türkiye ile de verimli çalışma umudunu canlı tutmaya çalıştı. ABD ve YPG’nin IŞİD ile mücadele de ortak faydaları var. Ancak ABD her fırsatta bunun taktiksel ve geçici olduğunu da ifade etmiştir. Suriyeli Kürtler ise bu ilişkinin daha derin hale getirilmesi gerektiğini belirttiler.

Washington bu ilişkiyi, İran’a karşı etkin bir politika geliştirip İran’ın bölgedeki etkisini kırmak açısından da önemli görüyor. YPG ise ABD’nin kendilerine olan desteğini çekmesi durumunda Esad rejimi ile anlaşma ihtimalini canlı tutuyorlar. ABD açısından bu olaya baktığımızda ise cevaplanması gereken soru şu; Türkiye Washington ile ilişkisini ABD’nin YPG ie ilişkisi engellemek pahasına riske atmayı göz alır mı almaz mı? Tarafların açıklamaları açık ancak olayın gelişimi tarafların nasıl hareket edeceğini belirleyecektir.

-Peki, Türkiye ve ABD’in Suriye’ye ilişkin bir plan ya da stratejisi var mı?

ND: Hayır. Ben her iki tarafında Suriye’ye ilişkin gerçekçi bir planı olduğunu düşünmüyorum. Güç kullanmak dışında ne Türkiye’nin PKK için, ne Amerika’nın İran için bir stratejisi yok. Sabır ve idrak temeli diplomasi anlayışı bugün Türkiye ve ABD arasındaki temel sorunlara çözüm sunabilir. Benim endişem iki ülke arasındaki güncel kuşkucu ve güvensizliğe dayalı ilişki anlayışının bunu imkânsız hale getireceğidir.

-Peki, Türkiye ve ABD’ni Suriye’ye ilişkin planları ya da stratejileri bir var mı?

ND: Hayır. Ben her iki tarafın da Suriye’ye ilişkin gerçekçi bir planı olduğunu düşünmüyorum. Güç kullanmak dışında ne Türkiye’nin PKK için, ne Amerika’nın İran için bir strateji yok.

“BU KADAR TUTUKLU GAZETECİ VARKEN KAŞIKÇI’NIN SAVUNULMASI SAMİMİ DEĞİL”

-Son olarak Kaşıkçı olayı bu gelişmeye bağlı olarak Türkiye ve ABD’nin gösterdiği tutumu nasıl değerlendireceksiniz?

ND: Washington Post’un Suudi Arabistanlı muhalif yazarı Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinin yansımalarına bakıldığında bu olayın kimse açısından olumlu olmadığı ortada. Türkiye’de bu kadar tutuklu gazeteci varken Kaşıkçı’yı tutması ‘ikiyüzlü’ olarak değerlendirilirken,  ABD, ya da daha doğrusu; Trump’ın, Kaşıkçı cinayetine hiç önem vermemesi de farklı bir ikiyüzlülük olarak değerlendirilebilir. Ve bu durum dünyanın gözleri önünde sergileniyor.