www.sarkpostasi.com

Açlık grevi eylemcisi Rıdvan Kaya: Ne bedel gerekiyorsa vermeye hazırız

0

Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde 57 gündür açlık grevinde olan Rıdvan Kaya, eylemlerinde kararlı olduklarını belirterek, “Bu tecridi parçalayana kadar eylemimize devam edeceğiz. Ortaya çıkacak olası sonuçların farkındayız, onun için ne bedel gerekiyorsa vermeye hazırız” dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Hakların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi eylemi, 95’inci gününe girdi. Aynı taleple cezaevlerinde 16 Aralık’ta süresiz dönüşümsüz başlayan açlık grevi eylemi ise 57’nci gününde.

MA’nın haberine göre cezaevinde yaklaşık 300 tutuklunun katıldığı açlık grevi eylemcilerinden biri de Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Rıdvan Kaya. Kars’ın Kağızman ilçesinde 1990 yılında dünyaya gelen Kaya, 2017 yılının Ocak ayından beri Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde tutuklu.

Kaya, cezaevinden gönderdiği mektupla talepleri ve yaşadıkları sağlık sorunlarını anlattı.

‘TECRİDİ KABUL ETMİYORUZ’

Hiçbir zaman PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın rehin alınmasını ve tecrit edilmesini kabul etmediklerini belirten Kaya mektubunda, “Fakat halen önderliğimiz tutsak ediliyor ve ağır bir tecrit uygulanıyorsa, bu kesinlikle bizim yetersiz duruşumuzdan, eksikliklerimizden kaynaklanıyor. Bırakalım önderliğe tecrit uygulamasını en ufak bir yanlış yaklaşımda bile taş üstünde taş bırakmamalıydık. Onlarca insanımız, yoldaşımız mevcut durumu kabul etmeyerek kendini feda etti, bedenini ateşe verdi, tarihte görülmeyen olağanüstü direniş sergiledi. Ancak biz geride kalanlar üzerimize düşeni tam olarak yerine getiremediğimizden bugün tecrit koşullarından bahsediyoruz. Onun için en başta geç kalmış olmanın özeleştirisini veriyoruz” ifadelerini kullandı.

‘MUAZZAM BİR DİRENİŞ’

Daha önce yaşanan açlık grevlerine girmemiş olduğunu belirten Kaya, ancak böylesi süreçlerin kendisi üzerinde ciddi bir etki yarattığını belirterek şöyle devam etti: “Bir insanın bedenini günlerce, aylarca açlığa yatırması, direnmesi bana hep muazzam gelmiştir. Bu tür eylemlerin yarattığı maneviyattın, direnişin hep bir parçası olmak istemişimdir. Direnişçi geleneğimizden hareketle bu tür eylemelere yabancı değiliz. Yine de bunu birebir yaşamak ayrı bir duygu. Söz konusu Önder Apo olunca yapılan tüm eylemler anlamlı ama açlık grevleri mekan ve koşullar itibariyle ayrı bir yer tutuyor.”

‘BAŞKA BİR GÜNDEMİMİZ OLMAMALI’

Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılma talebinin insani ve ahlaki bir talep olduğunu aktaran Kaya, “Bu başta Kürtler olmak üzere her kesimi ilgilendiren bir durumdur. Tecridi kırmak kendisiyle beraber faşizmi yıkacağı gibi özgürlüklerin de önünü açacaktır. Bugün toplumun üzerinde baskı zulüm, işkence varsa, bu Önder Apo’nun üzerinde olan tecritle bağlantılıdır. Tecride normalleşmiş gibi yaklaşmak, kayıtsız kalmak insan olmaktan vazgeçmekle eşdeğerdir. Tecridi parçalamanın dışında bir gündemimiz olmamalıdır” diye belirtti.

SAĞLIK VE GÜVENLİK KOŞULLARI

Cezaevlerinde bazı dönemlerde başlatılan açlık grevlerinin esas amacının Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarının sağlanması olduğunu ifade eden Kaya, “En son 2012 ve 2016 yıllarında bu amaçla açlık grevi eylemleri olmuş ancak son görüşmeden bu yana tecrit daha da ağırlaşarak devam etmiştir. 12 Ocak 2019’da yapılan görüşme halkımızı, bizi kandırmak ve tecridi devam ettirmek amacıyla yapılmıştır. Ancak kararlılığımız ortadadır. Bu tecridi parçalayana kadar eylemimize devam edeceğiz. Ortaya çıkacak olası sonuçların farkındayız, onun için ne bedel gerekiyorsa vermeye hazırız” dedi.

‘KATLİAMLAR EKSİK OLMADI’

Devletin 90’larda köyleri yakan ve insanları katleden zihniyetinin, bu sefer Cizre bodrumlarında, Silopi, Nusaybin ve Sur sokaklarında onlarca insanı katlettiğine dikkat çeken Kaya, katliamların hiç eksik olmadı bu topraklarda hiçbir zaman mücadeleden ve direnişten geri durmadıklarını aktardı.

‘YAŞAM KAYNAĞIMIZDIR’

Tecritle toplumun sindirilmeye çalışıldığını ancak bunun mümkün olmayacağının altını çizen Kaya, mektubunda şunları dile getirdi: “Eğer bugün yaşam adına direnme adına bir şeylerden bahsediyorsak, bunu şehitlerimizin kahramanlığına ve Önderliğimizin eşsiz direnişine borçluyuz. Önder Apo bizim her şeyimizdir. Canımız, ruhumuz, nefesimiz, yaşam kaynağımızdır. Her şeyden, herkesten daha öncedir ve daha yakındır bize. Faşizm, önderliğimize ve onun şahsında bütün değerlerimize böyle hunharca saldırıyor, varlığımızı ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bugün tecridin bu kadar derinleştirilmesinin temelinde bu gerçeklik vardır. Bunun mümkün olmadığı her geçen gün daha fazla anladıklarında dolayı her yere aç kurtlar gibi saldırıyorlar.”

‘SAĞLIĞIMIZ EYLEMİMİZE ENGEL DEĞİL’

57 gündür açlık grevinde bulunan Kaya, baş ağrısı, ağız içi iltihaplanma ve kanama, ses ve ışığa karşı rahatsızlık gibi sağlık sorunlarını yaşadığını belirtti. Sağlıkla ilgili her ne kadar sorunlar yaşansa da asıl gündemlerinin tecrit olduğunu söyleyen Kaya, “Her geçen gün daha da güçleniyoruz. Esas gündemimiz önderliğimizin sağlık ve güvenlik koşullarıdır. Bizler sağlıkla ilgili bazı sorunlar yaşasak da bu hiçbir şekilde eylemimizin önünde engel teşkil etmeyecektir” dedi.

‘ELİMİZDEN BİR ŞEY GELİR’

Kaya, tecridi kırma sorumluluğunu üstlenmenin vicdani ve insani bir tutum olduğunu kaydederek, herkesin sürece bir şekilde dahil olmasını istedi. Kaya, mektubunu şu ifadelerle bitirdi: “Herkes açlık grevine girmeyebilir ama mutlaka elimizden bir şey gelir. Çok geç olmadan harekete geçmek ahlaki bir sorumluluktur. Eğer onurlu ve özgür bir yaşam istiyorsak tecridi kırıp, faşizmi yıkmalıyız. Son olarak bu kutlu direnişte yer alan başta Leyla Güven ve açlık grevi eylemcileri olmak üzere herkesi sevgi ve saygıyla selamlıyoruz. Başaracağımıza olan inancımızı ve kararlılığımızı paylaşıyoruz.”