www.sarkpostasi.com

LEYLA GÜVEN VE TÜRKİYE’NİN İMTİHANI

0

2 hafta sonra yerel seçimlere gidecek olan Türkiye’nin görünür ve görünmez 2 gündemi var. Yerel seçimler Türkiye’nin görünür gündemlerinden biri olurken, Kürt Coğrafyasının görünür gündeminde ise yerel seçimlere ek açlık grevleri de var.

Açlık grevleri şu anda Türk Medyasının gündeminde olmadığından dolayı Türk Kamuoyu konunun ve tehlikenin farkında değil.

 Zira Türkiye’nin açlık grevleri ile imtihanı kırık notlarla dolu. Bunu birazdan açacağım. Ama önce ülkeyi bekleyen tehlikeye işaret etmek istiyorum. Açlık grevlerinde bildiğim kadarıyla en kritik aşama 50’inci gününden itibaren başlıyor. Bundan sonraki günlerde vücut erimekle birlikte gücünü ve direncini de kaybediyor. Bilinç kaybı da cabası oluyor. Grev sona erdiğinde bile, greve katılan kişide kalıcı hasarlar meydana geliyor. Kimi organ yetmezliğine maruz kalırken, kimi ise yaşadığı ağır travmalar altında yaşamına devam ediyor.

Türkiye’de başlatılan son açlık grevi çoktan kritik aşamayı geçmiş durumda. Leyla Güven tam 133 gündür açlık grevini sürdürüyor. Güven aynı zamanda özgürlüğü elinden alınan bir milletvekili. HDP Hakkari Milletvekili ve DTK Eş Başkanı Güven, kendi özgürlüğü için değil, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kalkması için açlık grevini sürdürüyor. Zira Öcalan ne olursa olsun bir hükümlünün, bir tutuklunun en temel ve en basit haklarından mahrum bırakılıyor. Öcalan tam 3 yıldır ailesi ve 2011’den beridir avukatlarıyla görüştürülmüyor. Güven’in bu tecridi kırmak için başlattığı açlık grevi tüm cezaevlerine yayılmış durumda. Avrupa’da da destek gören greve karşı ülkeyi yönetenlerin vurdumduymaz tavırları ülkeyi ciddi bir acıyla karşı karşıya bırakacak gibi duruyor.

Leyla Güven’le yeniden gündemimize giren açlık grevinin bilinen tarihi ta Roma Dönemine kadar uzanıyor. Roma imparatoru Tiberius’un yakın arkadaşı ve o dönemin avukatı Nerva, Roma’da cinayet ve işkencenin yaygın olmasına tepki olarak açlık grevi başlatmıştır. Açlık grevleri, Mahatma Gandhi’nin de en çok başvurduğu sivil itaatsizlik yöntemlerinden biridir ve Gandhi bu yöntemle genelde hedeflerine de ulaşmıştır. Açlık grevlerinin ölüm ve ölümlerle sonuçlandığı da bilinen bir gerçek…

Zira böyle giderse ölüm ya da ölümlerle sonuçlanabilecek grev, ülkede onulmaz yaralar açacaktır. Türkiye bundan 19 yıl önce 107 kişinin ölümü ve 500’e yakın insanın sakat kalmasıyla sonuçlanan ölüm oruçlarının şokunu atlatabilmiş değil hala. ANASOL – M hükümetinin en büyük günahlarından biridir oruçları ölümle sonuçlandırmak. Halbuki diyalog yolunu tercih edebilirlerdi. Ve o dönemin cezaevi baskınları hala hafızalardaki tazeliğini koruyor. Geçen dönem HDP Ankara Milletvekili Adayı olan KHK mağduru Veli Saçlık da o baskınlarda tek kolunu kaybederek, sakat kalmıştır.

Kürt Kamuoyu açlık grevi ve ölüm oruçlarına pekte yabancı değil aslında. Bundan 5 yıl önce başlatılan açlık grevleri 68’inci gününde Öcalan’ın devreye girmesiyle sonlandırılmıştı. Hükümet yetkilileri o zaman meseleye daha bir duyarlı davranmışlardı. Diyarbakır Cezaevi’nde ölümle sonuçlanan ölüm oruçlarını Kürt Kamuoyu hala unutmuş değildir. Kürtler, Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan işkenceleri, ölümleri ve açlık grevlerini hiç unutmayacaktır. Devlet burada yaptığı işkencelerle şiddeti daha da körüklemiştir. 80’li yılların askeri vesayeti döneminde Diyarbakır’da yatanların insani taleplerini karşılamayan devlet, kişilerin ölümüne sebep olmuştur. 14 Temmuz 1982’de Kemal Pir ve arkadaşlarının başlattığı ölüm orucunun 52’nci gününden itibaren sırasıyla Kemal Pir, Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek hayatlarını kaybetmişlerdir.

Aradan 37 yıl geçmesine rağmen demek ki ülkede hiçbir şey değişmemiş. Aynı anlayış, aynı zihniyet devam ediyor. Devlet aklı dedikleri buysa vay o devletin haline! Ülkenin Kürt sorununa yaklaşımı faturayı her geçen gün daha da kabartıyor. Korkarım ülkeyi yönetenler Temel fıkrasındaki gibi “Ha bu bize ders olsun!” dediklerinde iş işten çoktan geçmiş olacak. Temel’i idam sehpasına çıkarmışlar, boynuna ilmiği geçirdikten sonra sormuşlar: “Söyleyecek son bir sözün var mı?” Temel yanıtlamış: “Ha bu bana bir ders olsun!”

Albert Einstein boşuna söylememiş herhalde “Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir” sözünü. Dünyada Kürt Sorununa benzer hiçbir sorun Türkiye’dekine benzer yöntemlerle çözülmemiş ve çözülememiştir. Artık şuna inanıyorum ben, bu hükümet Kürt Sorunun çözmek için değil, daha da kangrenleştirmek ve işin içinden çıkılmaz hale sokmak için çalışıyor. Yoksa şu an yaptıklarının hiçbir mantıki açıklaması yok. Ve bu pervasıca yapılanların faturasını 85 milyon kişi ödeyecek. Aklı başında olan biride mi demez hiç: “Durun beyler bu yol çıkmaz bir yol!” Şuan nasıl 100 yıl önce, 80 yıl önce, 30 yıl önce devletin yaptığı yanlışlar, Dersim, Zilan Katliamları ve 17 bin faili meçhul konuşuluyorsa hiç kuşkunuz olmasın, 10 yıl sonra ülke ayakta kalırsa eğer, bu hükümetin yaptığı katliamlar ve akılsızlıklar da konuşulacak. Milli ve yerli olduklarını iddia edenlerin, bu ülkenin birliği ve bütünlüğüne nasıl ihanet ettikleri anlatılacak. Ve bu hükümetin günahlarını savunmaya kimse cesaret edemeyecek.

HDP Milletvekili ve DTK Eş Başkanı Leyla Güven’in 133 gün önce başlattığı ve 1 Mart tarihinden itibaren tüm cezaevlerine yayılan açlık grevinde ilk ölüm haberi dün geldi. Açlık grevi eylemcilerinden Zülküf Gezen, Tekirdağ Cezaevinde yaşamına son verdi. Umarım bu ölüm haberi ilk ve son olur.  Bu haber kadar üzücü bir diğer haber de Zülküf Gezen‘in cenazesine yapılan muameledir. Cenaze ailesi yanlış bilgilendirilerek adeta  kaçırılırcasına Tekirdağ’dan Diyarbakır’a getirilmiş, cenazeye HDP milletvekillerinin katılımı polis gücü ve tomalarla engellenmiş ,akraba ,eş -dost hiç kimse defin törenine alınmamış ve cenaze gece yarısı gizlice ve alelacele defnedilmiştir. Bu tür davranışlar sadece gerilimi yükseltir , nefreti körükler.  Ülke tarihi  kimseye faydası olmayan bu tür zorbalıklarla doludur.

Dileğim  tez zamanda Açlık Grevlerinden  istenilen sonuç alınması, tecrit kaldırılması, sevgili Leyla ve diğer eylemciler hayata tutunması ve bundan sonra herhangi bir can kaybının yaşanmamasıdır, aksi takdirde kimse bu vebalin altından kalkamaz.

 Not; Halen açlık grevınde olan bazı isimler şunlar;

LeylaGüven 133.GÜN

NasırYağız 120GÜN

CEZAEVLERİ 94.GÜN

STRASBOURG 93.GÜN

MeleMustafa 66.GÜN

İmamŞiş 93.GÜN

Yusufİba 66.GÜN

HüseyinYıldız 60.GÜN

HasbiÇakıcı 59.GÜN

FadileTok 57.GÜN