www.sarkpostasi.com

“İNGİLTERE’NİN HAYVANLARI”

0

 

George Orwell’in Hayvan Çiftliği adlı romanı bilindiği üzere despot rejimleri alegorik tarzda anlatan bir roman. Her ne kadar özelde stalinizmin eleştirisi gibi görünse de aslında tam da günümüz Ortadoğu toplumlarını ve yönetimlerini ve hatta tamamen şimdiki Türkiye’yi anlatıyor.

Romandan anlaşıldığı kadarıyla koyunlar çoğunluk ve sesleri diğer bütün sesleri bastırıyor. O yüzden yolunda gitmeyen şeyler gündeme geldiğinde başlar koyunlar çiftliğin marşı olan İngiltere’nin Hayvanları şarkısını söylemeye. Dolayısıyla gündem marş ve sloganlar arasında birden değişiveriyor. Yönetici domuzlar yağ bağlıyor, semirdikçe semiriyor. Çiftliğin gerçekten çalışan hayvanlarının yiyecekleri günden güne azalıyor. Durmadan pompalanan “insanların çiftliği ele geçireceği tehlikesi” her itirazın, sorgulamanın, eleştirinin önünü kesiyor.

Şimdi şöyle bir bakın Türkiye’ye. Adaletin esamesi okunmuyor, hemen her gün bir hukuk garabetiyle karşılaşıyoruz. İnsan hakları ayaklar altında, hapishaneler düşüncelerinden dolayı rehin alınan insanlarla dolu, ekonomi çökmüş ama toplumun kahir ekseriyeti şovenizmin uyuşturan marşlarıyla (İngiltere’nin hayvanları) kendinden geçmiş. Milyonlarca çalışan sefalet içinde yaşarken yönetici sınıfın doymak bilmeyen midelerine habire zıkkım doldurmakla meşgul. Saray’dan torpilli göbeği şişik adamlar (domuzlar) har vurup harman savururken, semiren tarikat şeyhleri ve diyanet imamları yoksul halka isyan etmemeleri karşılığında öbür dünyadan parseller vaat etmekte. Yönetici sınıf daha fazla para kazanıp ziftlenme çabasında, çoğunluk ise karnını doyurma derdinde. Unutmadan bir not iliştireyim buraya. Ortaçağ Avrupa’sında kilise para karşılığında günah bağışlayıp cennetten toprak satıyordu. Belgesi de endüljanstı. Yoksul kadınların çoğu para karşılığında fuhuş yapıp kiliseden endüljans alabiliyordu. Bir not daha ekleyeyim. Sovyetler çöktüğünde yoksul kadınların ırzı Karadeniz sahillerine vurmuştu. Şu anda Türkiye’de fuhuşun odağında İranlı kadınlar var. Despot, totaliter yönetimler maalesef ki insanların ırzını pazara döken sonuçlar üretiyor, toplumu çürütüyor, kokuşmuşluk bütün coğrafyaya yayılıyor. Ama Kur’an’ı güzel okuma, yüksek sesle her yere ezanı duyurma gayretinden milim taviz verilmiyor. Çöküşün sonunda ortaya saçılacak kokuya dayanabilene aşk olsun. Sadede gelelim.

Bu anormal gidişata normal koşullarda siyaset kurumunun müdahale etmesi lazım. Yeni partiler, yeni yüzler, yeni programlarla topluma çıkış yolu sunulması lazım. Peki neden yok?

Türkiye’de siyasi partiler kanunu lider sultası üzerine inşa edilmiş. Güçlü lider figürü bütün bir partinin politikasına yön veriyor. Parti demek aslında sadece “ŞAHSIM” demek. Partide aykırı seslere asla müsamaha gösterilmiyor. Bu durum iktidar partisinden muhalefet partilerine kadar bütün siyaset kurumuna hakim. Düşünün, dokunulmazlıkların kaldırılması oylamasında en büyük muhalefet partisi iktidar partisinin kuyruğuna takıldı ve ne tabandan, ne teşkilatlardan ne de milletvekillerinden aykırı bir ses çıkmadı. Çünkü parti lideri böyle buyurmuştu. (Elbette ki bir iki vicdanlı vekili istisna olarak tutuyoruz.) Termik santrallerle ilgili düzenlemeyi mecliste bizzat oylayıp kabul eden milletvekilleri, parti liderlerinin vetosu karşısında aynen çark edip liderlerini bu yüce davranışından dolayı kutlama yarışına girdiler. Absürt zamanlardan geçiyoruz gerçekten. İşin daha da ilginç tarafı yoksul halk bütün bu olan bitene, bütün bu rezalete afyonlu bir bedenin uyuşukluğuyla onay vermekte, en ufak bir muhalif sesi hep bir ağızdan “İngiltere’nin Hayvanları” şarkısıyla bastırmakta.

Toplumlar hak ettikleri şekilde yönetilirler. Sivil toplumun güçlü olduğu ülkelerde yönetici sınıfı her tasarrufunda bin kere düşünmek, topluma bilgi vermek, hesap vermek zorunda kalırlar. Devletin kaynaklarını keyiflerine göre harcayamazlar. Gelir dağılımda, vergi salmada adil davranmak zorundadırlar. İnsanca yaşam bizdeki gibi milliyetçi ve dini hamasete kurban edilmez.

Şüphesiz bir zaman sonra bugünün pislikleri ortaya saçıldığında bol ezan, bol ayet, bol hadisin bize nelere mal olduğunu çok acı bir şekilde göreceğiz. Daha da acısı, hayatımızı yıllarca alt üst eden bu pespaye adamların hiçbir şey olmamış gibi tekrar siyasette boy gösterdiklerine şahit olacağız.