www.sarkpostasi.com

HAİNLİK VE TERÖRİSTLİK İKİLEMİ

0

Hayatın her alanında her şey siyah-beyaz olmaya başladı, gri alanlar neredeyse kayboldu. Vicdanlar borsa hareketlerine bağlı hisse senetleri gibi hakim güce göre kanaat bildirmekte. Toplum kutuplaşmış, herkes kendi mahallesine çekilmiş, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” bencilliğine kapılmış gidiyor.

Cehalet ve tahammülsüzlük toplumun genelinde hakim olmaya başlamış. Bu da tehlikeli bir sokak faşizmi üretmiş ve üretmeye de devam ediyor. Ve bu sokak faşizmi , hemen hemen her köşe başını tutmuş vaziyette.

Tüm siyasi hareketlerin, tüm dini hareketlerin bünyesini bir ur gibi sarmış ve yönetir hale gelmiş. Böyle bir ortamda sağlam ve hakkaniyetli durabilmek, maalesef bedel ödemeyi gerektiren bir durum. Haklının yanında, zulmün karşısında durmak her tür linç girişimine gerekçe olmaya başladı. Hain ve terörist kelimeleri ülkede o kadar kullanışlı hale geldi ki, (Ku’an’da geçen Kezziban (Kezban) yani yalancı kelimesinde olduğu gibi) anlamları bilinmese binlerce bebeğe isim olarak verilebilecek derecede aşina kelimeler oldu.

Muhalif olana, farklı düşünene düşmanlığın bu kadar yüksek olduğu başka bir dönem yaşanmamıştır diye düşünüyorum. Devlet dahil bütün kesimlerde bu hastalığın mevcut olduğunu görüyorum. Bir devlet vatandaşını, velev ki suçlu olsun, kaybeder mi? Siz göz göre göre alınıp kaybedilen Hurşit Külter’in akıbetini sorduğunuzda otomatik olarak terörist ilan ediliyorsunuz. Bırakın bir hapishaneyi, normal bir hastanede bile özel bakım, destek ve tedavi olmadan yaşayamayacak olan Sibel Çapraz’ın tedavi hakkını, yaşam hakkını savunduğunuzda terör destekçisi olarak lince tabi tutuluyorsunuz.

Aynı şekilde, “Kardeşim, yollarda vatandaşın arabalarını neden yakıyorsunuz? Vatandaşı gece evinden çıkarıp neden infaz ediyorsunuz? Her ortamda idam cezasına karşı olduğunuzu beyan ediyorsunuz da kendinize göre suçlu ilan ettiğiniz insanları neden öldürüyorsunuz? Bu nasıl bir tutarsızlıktır?” dediğiniz zaman örgüt tarafından da hain ilan ediliyorsunuz, toplumdan tecrit edilmeniz için tetikçiler hemen harekete geçiyor.

Dolayısıyla hainlik ve teröristlik cenderesine öylesine sıkıştırıldık ki iyi ve güzel şeylerde bir araya gelme hasretimiz yok oldu, baskılara karşı birlikte durma irademiz kırıldı. Emr-i bi’l mâruf üzere hareket ettiğinizde “mâruf”un kesimlere göre nitelik değiştirdiğini, araçsallaştığını görüyorsunuz. Ani’l-Münker’in sınırlarının muğlaklaştığı gerçeğine ise hiç girmeyeyim. İyisi mi şairin dediği gibi yapalım: “bir gün çok bunalırsan denizin dibinde yosunlara takılmış gibi soluksuz sakın unutma gökyüzüne bakmayı gökyüzü senindir gökyüzü herkesindir” memleket de gökyüzü gibidir, herkesindir.