www.sarkpostasi.com

KHK ile ihraç edilen kamu emekçisi Nursel Tanrıverdi: “Emek en yüce değerdir”

0

HABER MERKEZİ 


Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen kamu emekçisi Nursel Tanrıverdi, yaşanan ihraçların ardından KESK ile Bakırköy’de direnişe başlamış daha sonra KESK’in Bakırköy’den çekilmesi üzerine  Bakırköy’de direnişini sürdürmüştü. Çok kez kamu emekçisi Selvi Polat ile gözaltına alınan Tanrıverdi alana yaklaşma yasağı almış, ardından yeniden alana çıkarak direnişini sürdürmüş ancak yeniden gözaltına alınarak Polat ile birlikte tutuklanmıştı.

 

Tutuklanarak cezaevine gönderilen Tanrıverdi ve Polat 16 gün sonra tahliye edildi. Tahliye’nin ardından Tanrıverdi Şark Postası’na konuştu.

 

‘İKTİDARIN YANDAŞI DEĞİLSENİZ HİÇBİR ŞEYE SAHİP OLAMAZSINIZ’

Gözaltına defalarca alınmanızın ardından tutuklandınız, 16 gün tutuklu kalıp ardından tahliye edilmeniz hukuksuzluğun bir göstergesi midir?

Öncelikle merhabalar. Yeniden bir arada olmak çok güzel. Elbette bu karar haksız ve hukuksuz bir karardı. Zaten işten atılma sürecimiz de böyleydi. Bunların hepsi AKP iktidarının politikalarının sonuçları. Hukuku kendi istediği biçimde kullanıyor. Yargıyı bir cezalandırma aracı olarak kullanıyor. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri kanununa muhalefetten insanları tutukluyor. Ortada öyle bir suç da yok üstelik. Her zamanki yola başvuruyorlar. Önce suçluyu buluyorlar sonra ona suç yüklüyorlar.  Klasik yöntemleri olmuş bu. Ayrıca en önemlisi anayasal hakların kullanımının ortadan kaldırılması durumu.  Oysa herkes yasalar önünde eşittir. Birine uygulayıp diğerine uygulamamazlık yapılmaz. Ama maalesef ki Türkiye gerçeği. İktidarın yandaşı değilseniz hiçbir şeye sahip olamazsınız. İşiniz de olmaz, mesleğinizi de yapamazsınız, düşüncenizi de ifade edemezsiniz.

 

‘HAVALANDIRMAYA GÜNDE 1 SAAT ÇIKABİLİYORSUNUZ’

Daha önce cezaevi deneyiminiz olmuştu. Uzun bir aranın ardından 16 gün orada size neler hissettirdi, neler değişmişti ?

Evet 2013  yılında tutuklanmıştık KESK operasyonunda. Bakırköy Hapishanesi’nde kalmıştık.  O zaman daha oturmuş bir hali vardı. Yani işleyiş açısından fazla problemler yaşanmıyordu. Ama şu an tüm hapishanelerde olduğu gibi işler karmaşık. Ben devletin bütün kurumlarında bu karmaşanın yaşandığını düşünüyorum. 130 binin üzerinde kamu emekçisi işten atılmış durumda, deneyimli ve nitelikli kadrolar boşaldı. Yerine gelenler de işi yapmak konusunda başarısızlar. Baskıya gelince oranın kendisi zaten bir baskı unsuru. Fakat biz hücre cezası almış kişilerin kaldığı bölümdeydik. 10 aydır orada kalanlar da vardı. Havalandırmaya günde sadece 1 saat çıkabiliyorsunuz. Bu insanlık dışı bir uygulama. O yüzden ağır tecrit koşulları altındaydık diyebiliriz. Üstelik kadınların küçük çocukları vardı yanlarında. Sabah kahvaltısını rafa kaldırmış gibiydiler. Bir gün zeytin, bir gün peynir, bir gün yumurta alabiliyorsunuz. Aslında sizin paranızla kantinden almanızı istiyorlar. Parası olmayan orada aç hatta susuz kalır. Çünkü su zaten parayla satılıyor.  Hem özelleştirme boyutu var işin hem de “asmayalım da besleyelim mi” zihniyetinin açık tezahürü söz konusu. O yüzden pek çok farklılığı gördük bu kısa tutsaklık sürecimizde.

 

‘EMEK EN YÜCE DEĞERDİR’

Tutuklanmanızın ardından Bakırköy’de direniş eylemleri sürdü, arkadaşlarınız dayanışma kültürü ile alanı boş bırakmadı. Bunun haberini içeride aldınız mı, neler hissettiniz ?

Merakla onları bekliyorduk. Alana çıkıp bizi sahipleneceklerini, sessiz kalmayacaklarını tahmin ediyorduk. Cuma günü avukatımız geldi, arkadaşlarımızın basın toplantısı yaptıklarını söyledi, çok mutlu olduk. Alana çıktıklarını Salı görüşte öğrendik. Çok mutlu olduk. Ama çok heyecanlı bir bekleyişti bu. İnsanın yalnız olmadığını görmesi çok güzel. İnsan doğada yalnız olmadığı hissiyle yaşar ve hareket eder. İnsan, insan olma sürecinde her şeyi emeğiyle var ettiği için kendi yalnızlığını da emeğiyle gidermiştir. Bizim yıllardır birbirimize verdiğimiz emeğin sonucuydu arkadaşlarımızın alana çıkması. Bu durum beni oldukça mutlu etti. Emek en yüce değerdir. Demek ki emekler boşa gitmemiş.

 

‘BAKIRKÖY’E GİDECEĞİZ’

Çok meşru bir talep ile direnişin çeşitli yöntemlerini kullanarak soğa çıktınız. Şimdi ne yapacaksınız, Bakırköy’e devam mı ?

Yaptığımız direnişler halk nezdinde karşılığını buluyor. İşini geri istemek konusunda elinde direnmekten başka yol olmayan insanların sokakta seslerini duyurmaya çalışmasını insanlar anladı. Hiçbir açlık grevi Nuriye ve Semih’inki kadar sahiplenilmemişti mesela. Ki bu, bizim yaptıklarımızdan çok öte bir şeydi. Tabi iktidar kendi politikasının hayat bulması konusunda ayak diriyor. Ama doğru olan bizim söylediğimiz. Kimse canının istediği zaman iş güvencesi olan insanları sokağın ortasına atamaz. Hem vicdani değil  hem adaletsiz hem de hukuksuz bu uygulama iktidarın “onlar teröristti” söylemini halk nezdinde çürütüyor. Biz direnmeye devam edeceğiz. Bakırköy’e tabi ki gideceğiz.