www.sarkpostasi.com

Soylu’ya ne zaman sıra gelecek?

0

Deyim yerindeyse açtı ağzını yumdu gözünü. Zihninden film şeridi gibi geçen insanları transa geçmiş kalabalığın önüne atmakta hiç beis görmedi. Eski yol arkadaşlarını bir çırpıda dolandırıcı ilan etti. Ahmet Davutoğlu’ndan girdi Ali Babacan’dan çıktı. Mehmet Şimşek ve Feridun Bilgin’i de aynı çuvala koydu. Dün el üstünde tuttuklarına bugün karalar çaldı.

 

 

Erdoğan’ı az çok tanıyanlar için bu konuşma sürpriz olmadı. Daha önce ittifak yaptıklarına, yola çıktıklarına çok rahat “hain” , “sülük” gibi yakıştırmalar yapmaktan çekinmediği gibi aynı şekilde demediğini bırakmadıklarıyla da kol kola olmaktan hiç geri durmadı. Dün Fethullah Gülen, Beşar Esad, Salih Müslüm onun için makbul insanlardı ama bugün Devlet Bahçeli, Doğu Perinçek, Aydın Doğan gibi isimler makbul.

 

 

Övgüde ve yergide sınır tanımadığı insanlar onun için anında yer değiştirebiliyor. Dün savcısı olduğu davaların bugün avukatlığını yapabiliyor. Ayarı olmayan biri. Nasıl bir psikolojiyle hareket ediyorsa anlayabilmek mümkün değil. Sonuçta kitleleri ikna etmekte bir sorun yaşamıyor. Putin’i eleştirirken de alkışlanıyor, överken de, Trump’a saydırırken de alkışlanıyor, Dostum Trump derken de… İstediğinde Barzani’yi kahraman ya da hain ilan edebiliyor. Her iki durumda da aynı kitlenin alkışını almasını biliyor. Kimse sorgulamadığından dolayı bu konuda oldukça rahat. Daha düne kadar İsrail’e giden Marmara Gemisi için “Ben izin verdim” diyordu, çok geçmeden “Siz kimden izin aldınız da İsrail’e gittiniz?” diyebildi. Bu kadar çelişkiye rağmen partisi hala yüzde 30 oy bandında görünüyor. İleride tarih bu durumu nasıl yazacak? İnanın kestiremiyorum.

 

 

Erdoğan’ın hafta sonu Şehir Üniversitesiyle ilgili suçladığı kişiler arasında düne kadar kardeşim dediği Abdullah Gül de vardı. Erdoğan Gül’ü isim vermeden hedef gösterdi. Selefim dediği Gül’e direkt değil dolaylı saldırdı. Bir nevi “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” dedi. Konuşmasında her ne kadar doğrudan dört kişinin ismini verse de bence asıl hedef Gül’dü. Bundan sonra doğrudan Gül’ü hedef alsa bu durum siyaseti bilenler için şaşırtıcı olmaz.

 

 

Yakında “Kardeşim dediğim Gül de beni sırtımdan hançerledi, Şehir Üniversitesi konusunda beni asıl kandıran Gül’dür. Perdenin önünde piyon dediğimiz çocuklar, perdenin gerisinde de onları kukla gibi yöneten Gül var. Asıl üst akıl Gül’dür.” gibi sözlere hazırlıklı olmak lazım.

Erdoğan 17 yıllık iktidarında bize şunu gösterdi: “Çıkarımla ters düşmeyecekseniz dostum, çıkarıma aykırı hareket edecekseniz düşmanımsınız.”

Onun için tek ölçüt “çıkarı” oldu. Bu yüzden hırsızlığını ifşa edenleri aileleriyle birlikte kodese yolladı, bu yüzden savcısı olduğu davanın avukatı olmaktan çekinmedi. Bu yüzden dünün dostlarını düşman, dünün düşmanlarını dost edindi. Onun nazarında ilişkiler günübirlik. Bu yüzden dün “İstersen gel ekonominin başına geç.” dediği Babacan’ı, “Neden İstanbul seçimlerinde yardım etmiyorsun?” dediği Davutoğlu’nu bugün çok rahat dolandırıcı ilan edebildi. Halbuki herkes bilir arsa tahsisi ve devri konusunda Erdoğan’dan habersiz yaprak dahi kıpırdamayacağını.

 

 

Erdoğan’ın dünün kardeşleri bugünün hasımları için söylediği sözler 2020 senesinin nasıl geçeceğinin de haber veriyor. Siyasi arena daha da kızışacak. Hele Babacan ve Davutoğlu partilerini kursun, bakın o zaman ortaya daha neler dökülecek? Daha bilmediğimiz birçok şey ortaya serilecek. Babacan ve Davutoğlu’nun da eli armut toplamayacak. Onlar da bildiklerini anlatacak. Davutoğlu daha önce zaten bunun sinyalini vermişti. Bu kavgaya MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin de karışacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. Bahçeli’nin Davutoğlu’na husumetini bilmeyen yoktur sanırım. Gerçi aynı Bahçeli’nin Erdoğan için söyledikleri de orta yerde duruyor.

 

 

Hülasa siyaset tam bir cadı kazanına dönecek. Bakarsınız Erdoğan’ın sert siyaseti Gül’ün sahaya inmesine de neden olabilir. Belki Erdoğan bilinçli şekilde onu da mindere çekmek istiyor. Erdoğan, Gül’ü yenmeden jübilesini yapmak istemeyecek. Jübile bu rekabette yapılacak en yumuşak yorum olur, doğrusu Erdoğan; Gül, Babacan ve Davutoğlu’nu elinden gelse bir kaşık suda boğmak isteyecek. Buna kodes de dahil. İşte o imkanı bulabilir mi, bilemiyorum. Ama imkanı olsa dün kardeş bugün hasım ilan ettiği kişileri parmaklıklar ardına göndermekten imtina etmeyecek.

 

 

Benim en çok merak ettiğim Erdoğan bugün ülkenin en güçlü figürlerinden Süleyman Soylu’yu ne zaman hasım belleyecek? Olmaz demeyin, düne kadar “Gün gelecek Erdoğan kürsüden Gül, Babacan, Davutoğlu ve Şimşek’e saydıracak deseydiniz kimi inandırabilirdiniz? Kimseyi. Şimdi de ne malum gelecekte Soylu’ya saydırmayacağı. Günümüz Türkiyesi’nde bunun garantisi var mı? YOK.