www.sarkpostasi.com

SİYASAL İSLAM VİRÜSÜNÜN ŞEHİTLER TEPESİ AYİNİ

0

virüslerin toplumların yaşamlarında derin izler ve büyük korkular bıraktığı, tarihin enteresan dönemlerini yaşıyoruz. insan bedenlerini parçalayan ve onları kelilmenin gerçek anlamıyla yok eden silahları yanında, modern dünyada artık biyolojik silahlar da iyice görünür olmaya başladı. sars, ebola, kuş gribi, domuz gribi vs. her biri, alışılmadık bir şekilde ortaya çıkan, insan populasyonunda hatırı sayılır miktarda can aldıktan sonra, saman alevi gibi sönüp giden virüs vakalarıydı.

bu virüslere, dünyayı tehdit etmeyi sürdüren coronayı da dahil ederek ve bu virüsler hakkındaki soru işaretlerimizi bir kenara not ederek, bambaşka bir virüs türünden söz etmek istiyorum. sözünü ettiğim bu virüs, bulaştığı insanı dönüştürme yeteneğine sahip en etkili ve tehlikeli türlerden.

Yeryüzünün en tehlikeli virüsü siyasal İslam’dır. Bulaştığı coğrafya artık kolay kolay toparlanıp kendine gelemez. Yarattığı tahribat uzun yıllara yayılan bir iyileşme döneminden sonra bile kolay kolay onarılmaz. Din der, iman der, kitap der; perde arkasında yeryüzünün en büyük ahlaksızlıklarına, hırsızlıklarına, zulümlerine zerre kadar imtina etmeden imza atar. Oynaklığı, kıvraklığı göz kamaştırıcıdır. Doğu Perinçek’in bile bu yanardönerliğe yetişmeye çalıştığını düşündüğümüzde Siyasal İslamcıların dansözlüğüne şapka çıkarmamak elde değil.
Siyasal İslam’ın ve siyasal İslamcı’nın en belirgin özelliği nedir diye soracak olursanız şüphesiz ki özelliksizlikleridir derim ve özelliksizlikleri dolayısıyla parayı verenin satın alabildiği kalitesiz piyasa malıdır diye de eklerim.

Ensar-muhacir konusundaki utanmazlıklarına, ikiyüzlülüklerine bakın. Güya Suriyeli kardeşlerimizi Ensar duyarlılığıyla bağırlarına bastılar. Halbuki biliyoruz ki mültecileri ahlaksızca pazarlık konusu yaptılar. Ülkelerden para aldıkları müddetçe mültecileri ilkel koşullarda yaşattılar. Mülteciye bir yedirip kendileri yüz yediler. İnanılmaz bir rant alanıydı çünkü mülteciler. Fakat para gelmeyince muhacir kardeşim yalanı da çöktü. Çaresiz, güvenliksiz, aç, susuz bir şekilde salıverdiler muhacir kardeşleri Batı sınırına, şantaj aracı olarak kullanarak. Durumu fırsat bilerek, bir de Reis’inden işaret almış olmanın özgüveniyle sınıra koşan insan kaçakçısının o tüyleri diken diken eden itirafları siyasal İslam’ın coğrafyamıza hediye ettiği yerli ve milli insan tipinin tam özetidir aslında.

Siyasal İslamcıların bir de coğrafyaya hakim olma mefkureleri var ki evlere şenlik. Akşam kafayı çekip “o kız buraya gelecek” naraları atan kasaba külhanbeyinin müthiş stratejik derinliğinin, sabah olduğunda evinin rutubetli duvarına toslayıp parçalanması kıvamında bölgesel politika üretiyorlar. El attıkları her şey ellerinde bomba olup patlıyor. Yoksul çocukları ateşin içine sürüp sürüp imha ediyorlar. Adına şehitler tepesi dedikleri, iktidar hırslarına kurban ettikleri gencecik insanlar zerre kadar umurlarında değiller. Nitekim ölen onlarca askerin cenazesi henüz toprağa verilmemişken kendilerinden bir açıklama beklentisi içinde olan insanların karşısına çıktılar ve hiçbir şey olmamış gibi paradan, turistten, muhalefetin hainliğinden bahsedip sırıttılar üstelik. Bunların iktidarlarını sürdürmek için milyonların ölümünü göze aldıkları hatta plan bile yaptıkları artık zerre kadar şüphe götürmez bir tehlike olarak karşımızda duruyor. Asgari düzeyde din bilgisi olan bir insanın bile bilebileceği gibi Fetih suresinin aslında barışı korumak ve tavsiye etmek üzerine indiği halde Diyanet İşleri Başkanı’na işgal, talan ve ölüme kılıf yapıp okutuyorlar. Ülkede Kürtlere, muhaliflere, samimi dindarlara, ötekilere her tür zulmü yapıyorlar ama başka ülkelere adalet götürüyorlar. İnsanların yüzüne bakıp hiç utanmadan böyle pis bir yalanı da söyleyebiliyorlar.

Dardalar, aç çakallar gibi saldıracak av arıyorlar. İlkel kabilelerin tanrılara insan kurban eden ayinlerine benzer ritüellerle şehitler tepesinde mümkün olduğunca çok insan kurban edip ayakta kalmaya çalışıyorlar. Ergenekoncu, ulusalcı, milletçi derinlerin kıskacına da düştüler. Şimdi onların metresi olmayı kabul edip bir süre daha iktidarda kalmayı planlıyorlar. Fakat iğfal edip ters yüz ettikleri ve halka satmaya çalıştıkları gerçek, hiç hesap etmedikleri bir anda karşılarında bir duvar gibi dikilecek ve çarpıp çökecekler.Siyasal İslam çöktü çünkü ve geride çürümüş bir toplum bıraktı maalesef.

Siyasal İslamcılar siyasette var olmayı hep deneyecekler. Farklı isimlerle farklı zamanlarda gömlek değiştirip tekrar karşımıza çıkacaklar. Onlar için gömlek değiştirmek sıradan bir olay çünkü. İlkesizliğin ilke olduğu bu çöp siyasetinin bir daha yeşermemesini dilemekten başka ne yapılabilir bilmiyorum.

 

(NOT: Bu yazı NOKTA Dergisine aittir)